Wikipedia

Arama sonuçları

11 Nisan 2021 Pazar

Toryum Elementi

 

    Toryum atom numarası 90 olan radyoaktif bir elementtir. Kimya biliminde “Th”   simgesiyle gösterilir.  Atom ağırlığı yaklaşık 232 g/mol, yoğunluğu da 11,7 g/mL’dir. 1755 °C de eriyen bir elementtir. Adını İskandinav mitolojisindeki savaşçı Thor’dan alır. 1829 yılında Jöns Jacob Berzelius tarafından keşfedildi. Kurşun renginde, düşük derecededir. Radyoaktif özelliğinden dolayı zehirlidir.

    Toryum, periyodik tablonun aktonitler element serisinde bulunur. Toryumun kimyasal özellikleri yönüyle Hafniyum, Zirkonyum ve Titanyum elementleriyle benzerlik  göstermesinden dolayı  bu elementlerle beraber periyodik tablonun 4B grubunda yer almaktadır.



    Toryum; Torit, Toriyanit ve Uranotorit madenlerinden çıkarılır. Ekonomik değeri çok yüksektir. Türkiye’de çok fazla toryum çıkması sebebiyle çok şanslı bir ülkedir. Dünyada 2. Sırada yer alıyor. Geçmiş zamanlarda Toryum dioksit ısıtılarak ışık veren gaz lambası fitillerinde kullanılmıştır. Günümüzde nükleer enerji santrallerinde yakıt olarak kullanılabilmektedir. Hatta Hindistan ve Çin’de bunu yapmak için çalışmalar başladı fakat daha henüz çok yeni bir çalışmadır.

Kılıçoğlu Anadolu Lisesi öğrencisi,  Bahar – EKAL teşekkür ederiz.

Kaynak: https://www.enerjiportali.com/toryum-nedir-nerelerde-kullanilir/          https://tr.wikipedia.org/wiki/Toryum                                          https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/periyodik-tablo/toryum


Berkelium Element

 


    Berkelium (Bk) is a synthetic chemical element of the actinoid series of the periodic table, atomic number 97. Berkelium is a radioactive metallic element and it is a member of the actinide group of elements. Each nuclear reaction produce berkelium-243 (half-life 4.5 hours) and two neutrons.It is silvery in colour and its chemistry has been investigated to a limited extent and several compounds have been made. Berkelium metal is attacked by oxygen, steam and acids, but not by alkalis. All berkelium isotopes are radioactive; berkelium-247 is the longest-lived (1,380-year half-life). Berkelium-249 (330-day half-life) has been widely used in the chemical studies of the element because it can be produced in weighable amounts that are isotopically pure by nuclear reactions beginning with curium-244. The only use of berkelium has been in the synthesis of heavier elements such as tennessine. It is electropositive, reactive, and silver coloured like the other actinoid metals, with a specific gravity of 14.8. As with other actinide elements, berkelium tends to accumulate in the skeletal system. Because of its rarity, berkelium presently has no commercial or technological use.

    Berkelium doesn’t occur naturally, and has not been found in the earth’s crust, so there is no reason to consider its health hazards. However, all its known isotopes are radioactive, and although they are only produced artificially in laboratories, it is a damage to the atmosphere, the soil, the oceans, seas, and water table, showing up worldwide in animals, vegetables, and inert matters.


Kılıçoğlu Anadolu Lisesi öğrencisi Tuğçenaz - EKAL 

Kaynaklar: https://tr.m.wikipedia.org, https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/

10 Nisan 2021 Cumartesi

Seaborgiyum

 


    Seaborgiyum "Sg" sembolü ile gösterilen ve atom numarası 106 olan sentetik kimyasal elementtir. Amerikan nükleer kimyacı Glenn T. Seaborg'dan ismini alan element, yalnızca sentetik olarak laboratuvarda oluşturulabilir  doğada bulunamaz. Aynı zamanda radyoaktif bir element olan seaborgiyumun bilinen en kararlı izotopu 269Sg'dir ve yarı ömrü yaklaşık 14 dakikadır. Periyodik tabloda seaborgiyum bir d-blok geçiş elementidir. 7. periyodun bir üyesidir ve 6d serisi geçiş metallerinin dördüncü üyesi olarak 6. grupta bulunmaktadır. 
    Element üzerinde yapılan deneyler seaborgiyumun 6. grupta tungstenden daha ağır homolog olarak davrandığını doğrulamıştır, ancak diğer 6. grup elementlerinin kimyası ile benzediği düşünülmektedir. Sovyet bilim adamları kurşun-207 ve kurşun-208’i, krom-54 iyonları ile bombalamışlar. Sonucunda 106 atom numarasına sahip ve kütle numarası 259 olan ve yaklaşık 0.007 saniyelik bir yarılanma ömrüne sahip bir element izotopu üretmişlerdir. Öte yandan Amerikalı araştırmacılar, kaliforniyum-249’un ağır bir radyoaktif hedefini, oksijen-18 iyonlarının ışınları ile bombalamışlar. Bu da 106 atom numarasına sahip ve kütle numarası 263 olan, 0.9 saniyelik bir yarılanma ömründe farklı bir izotop elementinin oluşturulmasına neden olmuştur. Daha sonra Dubna’daki Rus araştırmacılar, 1993’te elementin iki izotopunun sentezini bildirmiştir. Aynı yıl Berkeley grubunun çalışmaları doğrulanmıştır. Doğrulanmanın ardından Amerikalı araştırmacılar, Amerikan nükleer kimyager Glenn T. seaborg’un onuruna, daha sonra Uluslararası saf ve uygulamalı Kimya Birliği tarafından da onaylanan seaborgiyum adını geçici olarak vermişlerdir. 
    Şimdiye kadar sadece birkaç tane seaborgiyum atomu yapılabilmiştir bu nedenle günlük hayat yerine bilimsel alanlarda kullanılır. Son derece kısa yarılanma ömrü sebebiyle, seaborgiyumun çevreye kötü bir etkisi yoktur. İnsan sağlığına etkileri henüz araştırılmamıştır.

Kılıçoğlu Anadolu Lisesi öğrencisi: Elif Su - EKAL

Kaynak araştırması: https://malzemebilimi.net/seaborgiyum-nedir-seaborgiyum-elementinin-ozellikleri-ve-kullanim-alanlari.html/amp, https://evrimagaci.org/seaborgiyum-10177/amp 

Zirkonyum Elementi

 


Zirkonyum; sembolü Zr, atom numarası 40 ve atom ağırlığı 91,224 g/mol olan kimyasal bir elementtir. Oda sıcaklığında katı halde bulunan parlak, beyazımsı gri renkte, genleşebilen ve dövülebilen bir metaldir. Saflığının az olduğu halinde ise sert ve kırılgan olabilmektedir. Ayrıca toz formunda oldukça yanıcı bir metal olan zirkonyum, katı halinde ise daha az yanıcı olmaktadır. Zirkonyum asitlere, tuzlu sulara, alkalilere karşı oldukça dayanıklıdır. Erime noktası 1855 derece, kaynama noktası ise 4371 derecedir. Zirkon içerisinde her zaman 1/50 oranında hafnium (Hf) elementi de bulunur. Zirkonyum heksagonal kristal formunda bir yapı gösterir ve sıcaklığa ve korozyona karşı çok dirençlidir. Birçok farklı bileşik halinde de bulunabilir. Zirkonyumun yaklaşık %75’e varan kısmı Avustralya ve Güney Afrika ülkelerinde yapılmaktadır. Dünya’da en çok Avustralya topraklarında bulunur ancak Avustralya’nın yanı sıra Brezilya, Rusya, Güney Afrika ve ABD topraklarında da yer almaktadır. Dünya’da yaklaşık 60 milyon ton zirkonyum olduğu tahmin edilmektedir ve ayrıca S-tipi yıldızlarda da bulunduğu bilinmektedir. Meteor parçalarında da zirkonyum parçalarına rastlanmıştır.

Zirkonyum metali ilk olarak 1789 yılında Martin Heinrich Klaproth tarafından keşfedilmiştir. 1824 yılında ise Jons Jakob Berzelius tarafından izole edilmiştir. Bilinen mineralleri zirkon (ZrSiO4) ve baddeleyit (ZrO2) tir. Baddeleyit'in (1892’de Sri Lanka’da keşfeden Joseph Baddeley’in isminden) eşanlamlıları zirkonyum oksit, zirkonyum dioksit ve zirkonya'dır. Dolayısı ile kelime yapısı itibarı ile benzeşen, ancak farklı kimyasal komposizyonlar olan zirkon ve zirkonya birbirlerine karıştırılmamalıdır.

Zirkonyum metali korozyona dayanıklılığı ve nötron absorplama özelliğinin çok olması nedeniyle nükleer reaktörlerin yapı malzemesi olarak kullanılır. Zirkonyum tedariğinin %1’lik kısmı nükleer reaktörlerin kaplamasına gider.

Zirkonyum metali ısıya direncin gerekli olduğu uzay araçlarında kullanılır. Jet motorlarında ve sabit gaz türbinlerinde yakıcılar, bıçaklar ve kanatlar gibi yüksek sıcaklık parçaları, genellikle zirkonya ve itriyum karışımından oluşan ince seramik tabakalar tarafından daha fazla korunduğu için tercih edilmektedir.

Zirkonyumun çoğu korozyona karşı mükemmel dayanıklılığa sahip olması nedeniyle, cerrahi aletler, hafif filamentler ve saat kutuları gibi agresif ortamlara maruz kalan malzemelerde bir alaşım maddesi olarak kullanılır ayrıca Zirkonyumun yüksek sıcaklıklarda oksijen ile yüksek reaktivitesi, patlayıcı primerler ve vakum tüplerindeki alıcılar gibi bazı özel uygulamalarda kullanılır. Yanan zirkonyum ise bazı fotografik flaş ampullerde ışık kaynağı olarak kullanılmaktadır.

Zirkonyum taşıyan bileşikler, Diş implantları ve kronlar, diz ve kalça protezleri, orta kulak kemikçik zincir rekonstrüksiyonu ve diğer restoratif ve protez cihazlar da dahil olmak üzere birçok biyomedikal uygulamada kullanılır.


Kılıçoğlu Anadolu Lisesi öğrencisi Gökçe Naz - EKAL teşekkür ederiz yazın için.
Kaynaklar: https://tr.wikipedia.org/ 

Molibden elementi

 


    Molibden gümüş beyazı renginde, atom numarası 42, atom ağırlığı 95,95 ve yoğunluğu 10,2 olan bir metalik elementtir. Molibden, kuvvetli karbür oluşturma özelliği nedeniyle çelikle meydana getirdiği alaşımlarda önemli bir rol oynar. Yumuşak siyah mineral molibdenit grafite çok benzeyen yapısı sebebiyle, Carl Scheele analiz ettiğinde tam olarak ne olduğunu tespit edememesine rağmen ne kurşun ne de grafit olduğunu göstermesinden önce 1778 yılına kadar bir kurşun cevheri olduğu varsayılıyordu. İsveçli kimyacı Peter Jacob Hjelm’de 1782’de molibdeni metal halinde ayırdı ve Yunanca "kurşuna benzer" anlamına gelen molybdos sözcüğünden esinlenerek adlandırdı.
    Molibden doğrudan madencilik yoluyla ve bakır madenciliği sırasında yan ürün olarak da elde edilebilir. Molibden, cevherlerinde %0,01 den %0,5'e kadar değişen miktarlarda bulunur. Dünya molibden madenciliğinin yaklaşık yarısı ABD'de yapılmaktadır. Kimyasal özellikleri bakımından krom ve wolfram ile benzerlik gösteren molibden; yüksek ergime ve kaynama noktası, yüksek ısı dayanımı, yüksek ısı iletkenliği ve düşük termal genleşme gibi üstün özelliklere sahiptir. Molibden 2623 °C de erir. Bu özelliği ile metaller arasında altıncı sırayı alır. 4639 °C de kaynayan molibden, soğukta havadan etkilenmez, akkor halindeyken oksitlenir, nitrik ve sülfürik asitlerden etkilenir, yüksek sıcaklıkta su buharını ayrıştırır. Molibden’in yoğunluğu 10,28 gr/cm3 tür. Molibden, Pauling ölçeğinde 2,16 elektronegatifliğe sahip bir geçiş metalidir. Oda sıcaklığında oksijen veya su ile gözle görülür şekilde reaksiyona girmez. Molibdenin zayıf oksidasyonu 300°C'de başlar; 600°C'nin üzerindeki sıcaklıklarda toplu oksidasyon meydana gelir ve molibden trioksit ile sonuçlanır. Mo3+ katyonu dikkatlice kontrol edilen koşullar altında bilinmesine rağmen, birçok ağır geçiş metali gibi molibden de sulu bir çözelti içinde bir katyon oluşturmak için çok az eğilim gösterir. Molibden özel çeliklerde, pik demirlerde, nikel, kobalt ve titanyum bazlı alaşımlarda kullanılan çok yönlü ve fiyatı etkileyen bir alaşım maddesidir. Molibden bileşiklerinin yaklaşık 2/3'ü molibdik oksit, % 20'si ferromolibden, kalan kısmı da amonyum molibdat, kalsiyum molibdat ve sodyum molibdat şeklinde kullanılmaktadır.

Kılıçoğlu Anadolu Lisesi öğrencisine teşekkürler Emre - EKAL

Kaynak: https://evrimagaci.org/molibden-9850, https://tr.wikipedia.org/wiki/Molibden, http://www.kozametal.com.tr/metaller/molibden/, https://www.mta.gov.tr/v3.0/metalik-madenler/molibden

Dubniyum Elementi

 


Dubniyum elementinin sembolü  “Db”  dir. Dubniyum elementinin 12 tane izotopu bulunmaktadır. Bu zamana kadar birkaç atomu üretilebilmiştir. Atom numarası 105, proton sayısı 105, atom ağırlığı 268, en fazla izotopundaki nötron sayısı 163, elektron sayısı 105’ tir. Oda sıcaklığında katı halde olan elementtir. Rengi gümüşi beyaz veya soluk gri renktedir. Dubniyum elementi, periyodik tabloda 5B geçiş metalleri grubunda 7.periyotta yer almaktadır.

Dubniyum radyoaktif bir elementtir. Doğada bulunmayan ve yapay olan bu element yalnızca laboratuvar ortamında elde edilir. Kısa ömürlü ve kararsız bir elementtir. Şuanda araştırma amacıyla üretilen elementtir. Herhangi bir kullanım alanı bulunmamaktadır.

Dubniyum elementinin keşfi Sovyet ve Amerikalı bilim insanları arasındaki bir anlaşmazlıktır. Sovyet bilim insanları 1967 yılında Dubna Nükleer Araştırma tesisinde Amerikyum-233 elementini Neon-22 iyonları ile bombardımana tutulmasıyla 260 ve 261 kütle numaralarına ve 0,1 ve 3 saniyelik yarı ömre sahip dubniyum elementini ortaya koymuşlardır. Fakat o zamanlarda bu kesin bilgi değildir. Sovyet grubu keşifler sonrasında ortaya koyulan bu yeni elemente isim önerisi bulmamıştır. Amerikalı bilim insanları ise isim önerisi gelmemesini, element hakkında yeni bir element olabilmesi için yeteri kadar kanıt olmadığı şeklinde düşünmüşlerdir. Sovyet bilim insanları bu yeni element ile ilgili yeteri kadar bilgi olmadığı için hemen isim verilmemesini tercih etmişlerdir. İsim verilebilmesi için kimyasal ve fiziksel özellikleri hakkında bilgiler toplamaya başlamışlar. Yeteri kadar çalışma yapıldığını düşündükten sonra ise elemente nielsbohriyum adını vermişlerdir. 1970 yılına gelindiğinde ise Kaliforniya Üniversitesinde yer alan Radyasyon Laboratuvarında yapılmış araştırmalar neticesinde 260 kütle numarasına ve 105 atom numarasına sahip olan element keşfedilmiştir. Bu keşif sonrasında nükleer füzyon keşfinin sahibi Otto Hahn anısına keşfedilen yeni elemente hahniyum adının verilmesi önerilmiş. Araştırma grubu daha önce Sovyet bilim insanlarının ulaştığı verilere ulaşamamış ve kaliforniyum-249’u nitrojen-15 iyonları ile bombardımana tutmuşlardır. Bu işlemler sonucunda ise 1,6 saniyelik yarı ömre sahip hahniyum-260’ı keşfetmişlerdir. Sonrasında hahniyum-260 tarafından yayılan enerji miktarı ve üretilen elementlerde yapılan çalışmalar sonucu bu yeni keşfin, periyodik tabloda daha önceden bilinen elementlerden farklı olduğu anlaşılmış. Son olarak ise IUPAC tarafından keşfedilen elemente dubniyum adının verilmesi kararlaştırılmıştır. Adını Rusya’ nın  Dubna kasabasından almıştır. Dubniyum elementi 1968’ te Dubna Ortak Nükleer Araştırma Enstitüsünden Georgy Flerov ve ekibi tarafından keşfedilmiştir. 1970 yılında da Lawrence Berkeley Ulusal Laboratuvarından Albert Ghiorso ve çalışma arkadaşları ile bulunmuştur.

Kılıçoğlu Anadolu Lisesi öğrencisi Elif Melda - EKAL teşekkür ederiz.
Kaynak: https://www.makaleler.com/dubniyum-nedir 

Aktinyum Elementi


Aktinyum elementinin sembolü Ac olan radyoaktif bir elementtir. Aktinyum elementi, doğada uranyum cevherlerinde az miktarlarda bulunur. Bir ton uranyum cevherinde yaklaşık on gram kadar aktinyuma rastlanmaktadır.

Radyum’a oranla 150 kat daha radyoaktif olan aktinyum, uygulamada nötron kaynağı olarak kullanılır.

Aktinyum Özellikleri:

Kimyasal olarak Lantan ile eşdeğerdir-aynı grup ve f grubu elementi olmaları sayesinde kuvvetli alfa ışıması yapabilmektedir.

Aktinyum Florür tuzunun 1100 oC de lityum buharı ile indirgenmesi sonucu elementel olarak elde edilebilmektedir.

Işıma sonucu 227Th  ve  223Ra ana ürünleri ile Rn, Bi, Po ve Pb izotoplarını içeren yan ürün karışımı vermektedir.

Nötron üretme konusunda Radyum’dan 150 kez daha aktiftir. 21,6 yıllık bir yarılanma ömrüyle beta ışıması yapmaktadır.

1899 yılında Pechblend adlı Uranyum filizlerinden uranyum ve radyumun ayrılması sırasında ele geçmiştir. İlk defa A.L.Debierne ile birlikte Pierre ve Marie Curie tarafından bulunmuştur. Aktinyum, uranyum filizlerinin ekstraksiyonundan (bir çözücü ile çekip alma) veya radyum-226’nın çekirdek reaksiyonlarından elde edilir. Ac -227 ve Ac -228 olmak üzere iki izotopu vardır. Aktinyum 227 daha kararlıdır, yarı ömrü 21,7 yıldır. Karanlıkta mavi bir ışık yayarak parıldar. Oksidasyon basamağı 3+’dır. Kimyasal özellikleri yönünden nadir toprak metallerinden tantan’a benzer.

Kılıçoğlu Anadolu Lisesi öğrencisi, Musa Said - EKAL 
Kaynak: https://tr.wikipedia.org/, https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/


 

Krom Elementi

 

 

    Krom elementi, atom numarası 24, atom ağırlığı 51,996 olan metalik bir elementtir. Latincesi Chromium’dur ve simgesi Cr’dir. Krom periyodik tablonun 5B alanında yer almaktadır.

    Krom kaplama işleminde özellikle kullanılan krom elementi, endüstriyel alanda kullanımı 20. yüzyılları bulmuştur. Endüstriyel sektörde en önemli olan özelliği ise erime noktasının 1890°C kadar ulaşırken, kaynama noktası ise 2500°C derecelere kadar ulaşmaktadır.

    Kromu ilk keşfeden kişi ise Vauquelin adındaki Fransız kimyacıdır. 1797 de Sibirya`daki araştırmaları sırasında bir Kurşun filizi içerisinde bulmuştur. Krom dünyanın oluşumunda ilk kristallenen elementler arasında yer almaktadır. Krom taş, kaya vb. yerler içerisinde kristal halde bulunur ve işlenmesinin devamında toz yada sıvı olarak üretim tesislerine ulaştırılır.

    Her bileşiğinin rengi farklı olduğundan dolayı çelik yada metal üzerine sert krom kaplamada kullanıldığı gibi boya sektöründe de geniş bir yelpazede kullanılmaktadır. Cr +2 bileşiği mavi renkte iken, Cr +3 Yeşil, Cr +6 ve +7 sarı kırmızı ve turuncu renkte olabilirler. Gerekli solisyonlar ile boya içerisine renk vermede kullanılırlar.

Krom topraktan, taşlar arasından ve kayalar içerisinde gizlenmiş bir elementtir ve saf bir şekilde bulunmaz. Başka doğal elementler ile bileşik halinde bulunmaktadır. Gerekli işlemlerden sonra arındırılmakta ve piyasaya satılmaktadır. Krom elementinin doğada bulunuş biçimi kromit şeklindedir formülü ise FeOCr2Os3 dür.

  Metal Sanayide (paslanmaz ürün üretmek, korozyona direnç, sert mukavemet sağlamak), kimya alanında gerekli tepkimeleri sağalmak ve yeni bir formül üretmek (boyaya renk verme vb.) için ve en önemli kullanım alanı Ni ile beraber paslanmaz çeliklerdedir. Oluşturduğu kromoksit tabakası çelik yüzeyini film tabakası gibi kaplar ve kimyasal korozyona karşı dayanıklılık sağlar.

   İşletmelerde, endüstriyel çözümlerdeki özelliklerinden dolayı işletmeciler için çok önemli bir elementtir.

    Mersin, Adana, Kayseri, Bursa, Balıkesir, Kütahya, Kocaeli, İstanbul, Yalova, İzmit te krom yatakları vardır. Krom elementi kandaki şekerin hücrelere aktarılmasına yardımcı olur. Krom, yer fıstığı, yumurta sarısı, peynir, üzüm suyu, maya, istiridyede de bulunur. Kemiklere de faydası vardır.

Kılıçoğlu Anadolu Lisesi öğrencisine teşekkür ederiz. Zehra - EKAL

KAYNAKÇA: 

https://tr.wikipedia.org/, https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/, https://www.uzkarmakina.com




Titanyum elementi

 


HAFNİYUM ELEMENTİ

 

    HAFNİYUM ELEMENTİ; Atom numarası 72, atom ağırlığı 178,49 olan, az rastlanır bir elementtir. Sembolü Hf’dir. Hafniyum elementi 1923 yılında Dirk Coster ve Georg von Hevest tarafından Danimarka’da keşfedilmiştir. Adını Kopenhag şehrinin Latince karşılığı olan Hafnia’dan alır. 1921 yılında Neils Bohr, zirkonyum cevherindeki eksik elementi aramak için Macar kimyager George Charles de Hevesy’e teklif götürdü. Bohr’un teorisine göre yeni element zirkonyumla birlikte bulunuyordu, özellikleri bakımından zirkonyumla ilişkili olmalıydı. Bohr’un tavsiyesi üzerine Macar kimyager Hevesy ve Hollandalı fizikçi Dirk Coster zirkonyum mineralinde çalışmaya başladı.

 
  
    Coster ve Hevesy, zirkonyum cevheri numunesindeki atomların dış elektron düzenini incelemek için X ışını spektroskopisi olarak bilinen bir yöntem kullandı. Bu yöntemle elde edilen veriler, daha önce tahmin edilen 72 numaralı “eksik elementin” özellikleri ile eşleşti. 1925 yılında Anton Eduard van Arkel ve Jan Hendrik de Boer, hafniyum teraiyodid buharını ısıtılmış bir tungsten filaman üzerine geçirerek (Kroll yöntemi) metalik hafniyum elde eden ilk kimyagerler oldu. 1869 yılında, titanyum ve zirkonyumdan daha ağır; ancak benzer özellikler gösteren bir elementin varlığı öngörüldü. 1911 yılında Georges Urbain, nadir toprak elementi olarak keşfettiği lutesyumun, 1869 yılında tahmin edilen “72” numaralı element olduğunu öne sürdü. Bu elementi de “celtium” olarak adlandırdı. Ancak 3 yıl sonra bu elementin keşfedilen nadir toprak elementlerinin (lantanitler) bir parçası olduğu ortaya çıktı. Hafniyum, zirkonyumla birçok bakımdan benzerlik gösteren kullanışlı bir metaldir. Zirkonyumla aynı minerallerde bulunurlar ve ayrıştırılmaları çok güçtür. Toz hâldeki hafniyumun su ile tepkimeye girmesi sonucu yanıcı bir gaz olan hidrojen gazı açığa çıkar.

    Hafniyumun en önemli özelliği, yüksek termal nötron yakalama kesitidir. Bazı hafniyum izotoplarının çekirdeklerin her biri iki veya daha fazla nötron absorbe edebilir. Parlak, gümüşi renkte bir metaldir. Hafniyumun en büyük kullanımı jet motorlarıdır. Jet motorlarının ateşleme bölümündeki türbin fanlarında karışım toplayıcı olarak kullanılır. Motor verimini ve yüksek sıcaklık sürtünme dayanımını düzenler. İkinci büyük kullanım alanı ise, nükleer reaktör kontrol çubuklarıdır. Sıcak su aşınma dayanımı çok yüksektir ve kolay tel haline getirilebilir. Termal nötron absorbsiyon kesiti de büyük olduğu için reaktör kontrol çubukları için çok ideal bir elementtir. Hafniyum karbür bileşiği, 3890 derecede erir. Bu değer, iki elementli bileşikler arasındaki en yüksek erime noktası değeridir. Hafniyum nitrit bileşiğinin erime noktası ise 3305 derecedir. Yüksek sıcaklıklarda oksijen, azot, karbon, bor, silisyum ve kükürt ile reaksiyona girer. Doğada az rastlanan elementlerdendir. Yerkabuğunda ağırlığına göre milyonda 3,3 oranında bulunduğu tahmin ediliyor. Güneş atmosferinde de hafniyum buharı tespit edilmiştir. Doğada serbest olarak bulunmaz. Hafniyum rezervleri bakımından zengin ülkeler şunlardır; Brezilya, Malavi, Avustralya, Batı Afrika, Hindistan, ABD. Türkiye’de bazı sahil kumlarında zirkon mineralleri bulunur; ancak ülkemizde ekonomik bulunmadığı için zirkonyum ve hafniyum madenciliği yapılmamaktadır.

Hazırlayan: Kılıçoğlu Anadolu Lisesi öğrencisi: Azra Nur – EKAL 



4 Nisan 2021 Pazar

Logo


                                                Şehit Turgut Solak Fen Lisesi Logo Tasarımları

3 Nisan 2021 Cumartesi

Fenerbahçe Anatolian High School